GÜL’E FAHRİ DOKTORA UNVANI VERİLDİ

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’e Kazan Devlet
Üniversitesi’ce ”fahri doktora” unvanı verildi.

Cumhurbaşkanı Gül eşi Hayrünisa Gül ve Tataristan Cumhurbaşkanı Mintimer
Şaymiyev ile Kazan Üniversitesi’ne gelişinde üniversite Rektörü Makzum Salahov
tarafından kapıda karşılandı.

Gül ve beraberindekiler daha sonra fahri doktora törenine geçtiler.

Kazan Üniversitesi rektörü Salahov, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ile ilgili
kısa bilgiler verdi. Gül’ü ”önemli bir devlet ve bilim adamı” olarak niteleyen
Salahov, Gül’ün dünyanın en eski üniversitelerinden biri olan İstanbul
Üniversitesi’nden mezun olduğunu söyledi. Salahov, ”Cumhurbaşkanı Gül önemli bir
bilim adamı ve politikacıdır. Bu sıfatıyla da Türkiye Cumhuriyeti’nin Gül’e
bugünlerde çok ihtiyacı vardır” dedi.

Salahov, daha sonra Kazan Devlet Üniversitesi Yönetim Kurulu’nun aldığı
karar uyarınca, ‘bilim eğitim ve demokratik kurumların sağlamlaştırılması ve
bilim kültür alanında uluslararası işbirliğinin güçlendirilmesi yönündeki
katkıları” dolayısıyla Gül’e fahri doktora unvanı verilmesinin
kararlaştırıldığını bildirdi.

Rektör Salahov daha sonra Cumhurbaşkanı Gül’e fahri doktora unvanı
diplomasını verdi.

Kaynak :( A.A)

VAHABZADE SON YOLCULUĞUNA UĞURLANDI

Azerbaycan halkı, dün vefat eden tanınmış şair ve
edebiyatçı Bahtiyar Vahabzade’yi son yolculuğuna uğurladı.

Vahabzade’nin yıllarca ders verdiği Bakü Devlet Üniversitesinin salonunda
yapılan uğurlama törenine Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev başta olmak üzere
bakanlar ve üst düzey yöneticiler, Türkiye’nin Bakü Büyükelçisi Hulusi Kılıç’ın
da aralarında olduğu çeşitli ülkelerin büyükelçileri, milletvekilleri,
siyasetçiler, edebiyatçılar ve kalabalık bir halk topluluğu katıldı.

Ziyaretçiler gruplar halinde salona gelerek Vahabzade’nin naaşına çiçek
bırakıp saygı duruşunda bulunurken, üniversite içinde de şairin şiirleri ve
eserlerinden yararlanılarak hazırlanan besteler seslendirildi.

Vahabzade daha sonra tanınmış şair, edebiyatçı, bilim ve siyaset adamlarının
defnedildiği Fahri Hıyaban’da toprağa verildi.

Üniversitedeki uğurlama töreni gibi defin sırasında da büyük izdiham
yaşandı.

Türkiye ve Türk dünyasında da tanınan Vahabzade, edebiyat çevrelerinde
”Türkçe’nin yaşayan en büyük şairi” olarak da anılıyordu.

SSCB döneminde 1960′larda özellikle edebiyat alanında kendini gösteren özgür
düşünce akımının ülkesindeki öncülerinden biri olan Vahabzade, bu dönemde Azeri
halkının İran ve Rusya arasında paylaşılması ve halkının bu yüzden çektiği
sorunları dile getirdiği ”Gülistan” şiiri nedeniyle çeşitli baskılara maruz
kaldı.

Ülkesinde 1990′da bağımsızlık faaliyetlerini destekleyen Vahabzade, daha
sonraki dönemde de 5 kez milletvekili seçildi.

Vahabzade’nin Türkiye Türkçesi’ne uygunlaştırılarak basılan eserleri
arasında Ömürden Sayfalar, Vatan Millet Anadili, Soru İşareti de yer alıyor.

Şair’in bugüne kadar bir kısmı çeşitli dillere de çevrilen eserlerini 40′ı
aşkın şiir kitabı, 11 bilimsel eser, tiyatro oyunları ve yüzlerce makale
oluşturuyor.

Kaynak :( A.A)

BAŞESGİOĞLU: KAMUYA 2009′DA 65-70 BİN CİVARINDA PERSONEL ALINACAK

Devlet Bakanı Murat Başesgioğlu, kamuya 2009
yılında 65-70 bin civarında personel alınacağını bildirdi.

”Ek ödeme zammı, kamuya personel alımı ve kamu personel reformuna” ilişkin
soruları yanıtlayan Başesgioğlu, 2009 yılında emeklilik, ölüm ve istifa gibi
haller hariç kamuya 21 bin personel alımı yapılacağını bildirdi.

Başesgioğlu, ”Bu rakama istifa, emeklilik, ölüm gibi boşalmalar ile büyük
miktarda sözleşmeli personel çalıştıran Milli Eğitim Bakanlığı ve Sağlık
Bakanlığı gibi kurumları da katarsak 2009 yılında 65-70 bin civarında asli,
sözleşmeli ve diğer boşalan unvanların yerine yeni personel alınacaktır” dedi.

Başesgioğlu, ek ödeme düzenlemesiyle, ”eşit işe, eşit ücret” ilkesi
çerçevesinde kamu personeli arasındaki ücret farklılığının ortadan
kaldırılmasının amaçlandığını belirterek, ”Maaşlarda çok farklı ücret skalaları
var. Bu farkı gidermek istiyoruz” dedi.

Türkiye’nin uzun süreden beri kamu personel reformuna ihtiyaç duyduğunu
belirten Başesgioğlu, personel rejiminin, önemli bir sistem değişimi anlamına
geldiği için mutlaka memur ve kamu sendikaları başta olmak üzere bütün sosyal
taraflarla paylaşılması gerektiğine dikkati çekerek, ”Bu süreci henüz daha
yapmadık, yapamadık” dedi.

Göreve gelir gelmez bu yönde bir çalışma başlattığını bildiren Başesgioğlu,
”Şu anda kamu personel rejimine ilişkin bir taslak çalışmamız var. Bittiği zaman
bunu sosyal taraflar başta olmak üzere kamu kesimi ve diğer bakanlıklarla
paylaşacağız. Buna ihtiyaç var. Niçin ihtiyaç var? Bunun önemli bir ayağı da
ekonomik boyutudur. Yani ‘eşit işe, eşit ücret’ vermemizi sağlayacak
parametrelerde kamu personel rejiminden referans alınması lazım. Kadro tanımı,
görev tanımı yapıldıktan sonra ancak ücretlerin eşitliğinden bahsedilebilir. Kamu
personelinin etkinliği ve verimliliği açısından da bir kamu personel rejimine
ihtiyacımız var” şeklinde konuştu.

Türkiye’nin bir insan kaynakları planlamasına da ihtiyacı olduğunu, bu
çerçevede genç nüfusun iyi yetiştirilmesi, donatılması ve sektörlerin ihtiyaç
duyduğu alanlarda istihdam edilmesi zorunluluğu bulunduğunu belirten Başesgioğlu,
”Önümüzdeki 10 yıl, 20 yıl içerisinde Türkiye’de trendi yükselecek meslekler
neler olabilir, bunları tespit edip, artık üniversitelerimizin bizim bu alanlara
göre öğrenci yetiştirmesi lazım.” dedi.

Yani bir ülke önümüzdeki süreçte kalkınma modeli için hangi mesleklere
öncelik verecekse, hangi alanlara ihtiyacı varsa o alana ilişkin insan
yetiştirmesi lazım. Yoksa artık demode olmuş, güncelliği kalmamış mesleklerde
inatla insan yetiştirmenin bir mantığı yok. Ama şimdi bizim bugün maalesef bazı
mesleklerde birçok diplomalı işsizimiz var. Onun piyasada karşılığı yok, kamuda
da karşılığı yok.”

Başesgioğlu, bu sorunun mutlaka YÖK ve diğer ilgili kurumlarla birlikte ele
alınması gerektiğini, ülkenin insan kaynakları ve iş gücü planlaması yapma
ihtiyacıyla karşı karşıya olduğunu söyledi. Başesgioğlu, buna ilişkin Çalışma ve
Sosyal Güvenlik Bakanlığı ile DPT’de çalışmalar bulunduğunu belirtti.

Türkiye’nin elindeki insan kaynakları ve beşeri sermayesini çok iyi
kullanması ve yönlendirmesi gerektiğine dikkati çeken Başesgioğlu, ”Belki kamu
personel rejiminin daha büyük başlığı bir insan kaynakları, bir iş gücü
planlamasıdır. Onun ardından da bir kamu personel rejimini hayata geçirmemiz
lazım” dedi.

Başesgioğlu, kamu personel rejiminin, personelin ”özlük hakları ile terfi
ve işe alınma” gibi 2 önemli ayağı bulunduğunu ifade ederek, ”Bütün bunları
dengeli bir şekilde gözeterek, önümüzdeki süreçte bir kamu personel rejimi
mutlaka ve mutlaka Türkiye’de çıkması gereken önemli radikal bir reformdur”
şeklinde konuştu.

Başesgioğlu, kamuda personel istihdamı bakımından dengesiz bir dağılımın söz
konusu olduğunu, bunun ortadan kaldırılması için geçişken ve kurumlar arası
transferleri kolaylaştıracak esnek bir çalışma modeline gidilmesi gerektiğini
ifade etti.

Kaynak :( A.A)

BÜYÜK ANNELERİNİN BAKTIĞI ÇOCUKLAR DAHA SORUNLU

İngiltere’de yapılan bir araştırmada, büyük anneleri tarafından bakılan çocukların kreşe gönderilenlere göre daha sorunlu ve
yaramaz oldukları belirlendi.

     Londra Üniversitesi Eğitim Enstitüsünde yapılan araştırmaya göre, büyük
annelerinin baktığı çocukların kelime haznesi daha geniş oluyor ancak bu çocuklar
“sorunlu davranış” gösteriyorlar ve diğer çocuklarla daha zor geçiniyorlar.

     Enstitünün, anneleri çalışan 4800 çocuk üzerinde yaptığı araştırmada, büyük
annelerince büyütülen çocukların okula gitmeye de daha az hazır oldukları
belirlendi.

     Daily Mail’in haberine göre, kreşe gönderilen çocuklar renkleri, harfleri,
sayıları, biçimleri anlamada daha başarılı oluyorlar.

     Ekonomik ve Toplumsal Araştırma Konseyi tarafından desteklenen araştırmada,
çalışan annelerin çocukları 9 aylıkken ve 3 yaşındayken çeşitli açılardan
incelendi.

     Araştırma sonunda, büyük annelerinin baktığı çocukların 3 yaşına
geldiklerinde, kreşe gidenler veya bir bakıcı tarafından büyütülen çocuklardan
daha fazla davranış sorunları gösterdikleri gözlendi. Bu durumun özellikle erkek
çocuklarda daha belirgin olduğu ve özellikle diğer çocuklarla ilişkide kendini
ortaya koyduğu belirlendi.

     Bununla birlikte, bu çocuklar okula gitmeye daha az hazır oldukları halde,
kelime haznelerinin daha geniş ve konuşma yeteneklerinin daha iyi olduğu
saptandı.

     Araştırmayı yürüten ekibin başkanı Dr. Kirstine Hansen, “Araştırmamız, büyük
annelerinin bakmasının çocuklar açısından hem olumlu hem de olumsuz yönleri
olduğunu gösteriyor ve muhtemelen hükümetin desteğiyle bu durumda iyileşme
sağlanabilir” dedi.

     Bazı uzmanlarsa, büyük annelerin çocuklara mutluluk ve güvenlik sağladığını
belirtiyorlar.

Kaynak :( A.A)

CANSUN: GALATASARAY KULÜBÜ ÜSTÜNE DÜŞEN HER ŞEYİ YAPAN BİR İDAREYE SAHİP

Galatasaray Kulübü’nün eski başkanlarından Mehmet Cansun, sarı-kımızılı kulübün şu andaki yönetiminin, üzerine düşen
görevleri yerine getirdiğini söyledi.

     Mehmet Cansun, Fenerbahçe Kulübü eski başkanlarından Ali Şen, Futbol
Federasyonu’nun eski yönetim kurulu üyesi Ayhan Bermek ve İstanbul
Üniversitesi’nin eski rektörü Prof. Dr. Mesut Parlak ile birlikte Aydın
Üniversitesi’nde ”Lider Yönetici ve Transfer Politikaları” konulu panelde
konuştu.

     Galatasaray Kulübü’nün bugünlere gelmesinde, kulübü yönetenlerin yaptığı
önemli işler bulunduğunu ifade eden Cansun, şunları kaydetti:

     ”Türkiye’nin ismiyle yurt dışında anılan bir kulüp haline geldik. ABD’deki
bir taksicinin bile ‘Türkiye’ dediğinizde kulübümüzün ismini söylediğini ve
aracının aynasının kenarında sarı-kırmızılı tespih taşıdığını görüyorsunuz. Bu
bizim için övünç kaynağı. Bugün Galatasaray Kulübü, üstüne düşen her şeyi yapan
bir idareye ve başkana sahip. Daha iyi şeyler yapmalarını bekliyoruz. Onlar da
yapma yolunda ilerliyorlar. Kulübe çok güzel bir tesis kazandıracaklarına
inanıyoruz. Kulüplerin ekonomik hayatlarında statların önemi çok büyük. Ben
Galatasaray’ın sadece Türkiye’de değil, dünyada çok büyük başarılar elde
etmesinde, yeni stadın bir milat olacağına inanıyorum.”

     Mehmet Cansun, Galatasaray Kulübü’nün, Futbol Federasyonu’na karşı
gösterdiği tepkinin doğru olduğunu söyledi.

     Mehmet Cansun, Galatasaray’ın, UEFA Kupası 3. turunda karşılaşacağı
Fransa’nın Bordeaux takımını geçmesi halinde final oynayacağı iddiasında bulundu.

Kaynak :( A.A)

Takip Et

Get every new post delivered to your Inbox.