CHP:DENİZFENERİ DAVA DOSYASI ELİMİZDE

CHP Merkez Yönetim Kurulu (MYK) Üyesi Ali Kılıç,
Denizfeneri E.V Derneği’ne ilişkin Almanya’da açılan dava dosyasının bir
örneğinin ellerinde olduğunu belirterek, “Adalet Bakanı’ndan veya hükümetten
talep gelirse dosyayı kendilerine gönderebileceklerini” söyledi.

     Kılıç, CHP Genel Merkezi’nde düzenlediği basın toplantısında, Denizfeneri
E.V Derneği hakkında Almanya’daki davaya ilişkin dosyada, “uyuşturucu
kaçakçılığından, gemi alımına kadar Türkiye’de gündemde olmayan bir çok konunun
yer aldığını” öne sürdü.

     Kılıç, duruşma hakimi Dr. Jochen Müller’in Almanya’da katıldığı bir radyo
programında, “Zahid Akman Almanya’ya gelirse bir şeyler olacağını bilmeli”
şeklinde açıklamalarda bulunduğunu savunarak, Alman yetkililerin dosyanın
kapanmadığını söylediklerini kaydetti.

     Almanya’da Denizfeneri hakkındaki davanın görüldüğü tarihte bir bankanın
Frankfurt şubesinin Alman polisi tarafından basıldığını ifade eden Kılıç, bu şube
müdürünün Türkiye’ye çağrılarak “terfi ettirildiğini” iddia etti.

     Denizfeneri yöneticilerinin Baltıc Khristina adlı gemiyi tamirat ve bakım
giderleriyle 1 milyon 300 bin avroya satın aldığını anlatan Kılıç, Almanya’daki
bir banka şubesinin bu gemi için 1 milyon 700 bin avro kredi verdiğini savundu.
Arada 400 bin avro fark bulunduğunu belirten Kılıç, “İlginçtir, Denizfeneri’ne
gelen yardımlardan 400 bin avro, İstanbul’daki Haliç Ltd’ye aktarılmış. İlginç
olan bir konu da bu şirketin Zekeriya Karaman’ın oğluna ait olması” dedi.

     “Zekeriya Karaman’ın oğlu ile Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın oğlu arasında
akrabalık ilişkisi olduğunu” öne süren Kılıç, kredi taksitlerini kimin ödendiği
sorusunun yanıtlanmasını istedi. “Denizfeneri, AK Parti ile ortaya çıkmış bir
olaydır. Ona, Mehmetçik Vakfı’na bile vermediği vergi kolaylığını sağlayan kim?
AK Parti hükümeti…” diyen Kılıç, şunları kaydetti:

     “Bu organizasyon içinde yer alan kişiler, AK Parti kadrolarıyla yönetimiyle
içli dışlı, yakın ilişki içinde olan insanlardır. Ben hukuk değil, siyaset
konuşuyorum. AK Parti’nin, AK Parti yöneticilerinin bu olayla ilgisinin hukuki
bir değer taşıyıp, taşımadığı, yarın AK Parti, iktidardan uzaklaştığında
yapılacak bir soruşturmayla ortaya çıkar. Hukuki bir bağlantı vardır, yoktur onu
bilmem. Ama siyasi bir bağlantının olduğundan kimsenin kuşku duymaya hakkı
yoktur. Siyaseten AK Parti, Denizfeneri’nin birinci derecede sorumlusudur.”

     Kılıç, gazetecilerin, “Dosyayı nasıl elde ettiniz?” sorusuna, kendisinin 25
yıl Almanya’da yaşadığını ve gazetecilik yaptığını belirterek, iddiaların yakın
tarihte yayımlanacak bir kitapta da yer alacağını ifade etti.

     “Dosyayı gönderecek misiniz?” sorusu üzerine Kılıç, “Adalet Bakanı’ndan veya
Hükümetten talep gelirse dosyayı göndeririz” dedi.

Kaynak :( A.A)

THE SUN:İNGİLİZ VE FRANSIZ DENİAZALTILARI ÇARPIŞTI

İngiliz bulvar gazetesi The Sun, Atlas
Okyanusu’nda bu ay başında bir İngiliz nükleer denizaltısının bir Fransız nükleer
denizaltısı ile su altında çarpıştığını iddia etti.

     Gazetenin bildirdiğine göre, kazada İngiliz donanmasının dört nükleer
denizaltısından HMS Vanguard ve Fransız Triomphant denizaltısı önemli hasar
gördü, ancak gemilerin nükleer donanımlarında sorun meydana gelmedi.

     İngiliz denizaltısının onarım için İskoçya’daki Faslane’e çekildiğini yazan
gazete, ikisi toplam 250 civarında bahriyeli taşıyan denizaltıların 3 veya 4
Şubat’ta meydana gelen kaza sırasında ayrı dalışlar için bölgede bulunduğunu
bildirdi.

     İngiliz Savunma Bakanlığı denizaltıların operasyonlarıyla ilgili herhangi
bir yorumda bulunmayı reddederken, bir başka yetkili, haberi, “İngiliz
donanmasının caydırıcılık kapasitesinin hiçbir zaman etkilenmediği ve nükleer
güvenliğin tehlikede olmadığı” biçiminde teyit edebileceğini söyledi.

Kaynak :( A.A)

CEZAYİR’DE ÖNDE GELEN BİR EL KAİDE MİLİTANI ÖLDÜRÜLDÜ

Cezayir’de güvenlik güçleri tarafından El Kaide
örgütünün kuzey Afrika kanadının önde gelen isimlerinden birinin öldürüldüğü
bildirildi.

Cezayir Ennahar gazetesi, ismi açıklanmayan bir kaynağa dayanarak, önde
gelen El Kaide militanı Murad Buzid’in (65), saklandığı başkent Cezayir’in 55
kilometre doğusundaki Issers kasabasında yerel halkın yardımlarıyla bulunduğunu
duyurdu.

Haberde, Buzid’in izinin, geçen ay af yasasından yararlanmak için teslim
olan bir militanın verdiği bilgilerden yararlanarak bulunduğu belirtildi.

Kaynak :( A.A)

TOPRAK: PAZAR GÜNÜ İCRAYA GELİYORLAR Kİ KİMSE OLMASIN

Toprak Holding Yönetim Kurulu Başkanı Halis
Toprak, ”40 trilyon borç var, sen nasıl ’320 trilyon’ diyorsun. ‘Kabul ediyorsan
et, etmiyorsan yarın sabah polis evinde’ diyor. Özellikle pazar günü icraya
geliyorlar ki kimse olmasın” dedi.

Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu’nca (TMSF), İstinye’deki yalısında haciz
işlemi yapılan Halis Toprak, evde gazetecilere yaptığı açıklamada, bankasına,
”batmış” denilerek el konulduğunu söyledi.

Bankalar Birliğinin resmi evrakına göre, bankasının 2002′nin ilk 3 ayında,
TMSF’nin elindeyken 237 trilyon lira kar ettiğini ifade eden Toprak, ”Böyle bir
bankaya el koydular. Nasıl? Sahtecilikle el koydular. İştiraklerini öz kaynağı
saymadılar. 1 katrilyon 300 milyarlık hazine bonosu vardı kasada. 800 milyar da
bankalar arası para satıyordu. Bu bankaya eğer el konulmasaydı, sene başına kadar
2 katrilyon para kazanırdık” şeklinde konuştu.

Borcunun 40 trilyon lira olduğunu, ancak kendisine 320 trilyon lira borcu
olduğunun söylendiğini kaydeden Toprak, şöyle devam etti:

”Dedi ki; ’320 trilyonu verirsen ben alırım, vermezsen alıkoyarım’. Mahkeme
kararında 40 trilyon 600 milyar geçiyor. Bir devleti temsil eden yetkili, yargı
kararını kabul etmez mi? 40 trilyon borç var, sen nasıl ’320 trilyon’ diyorsun.
‘Kabul ediyorsan et, etmiyorsan yarın sabah polis evinde’ diyor. Özellikle pazar
günü icraya geliyorlar ki kimse olmasın. Bir insan söylediğini inkar eder mi?
İmzası bu devletin itibarı. Hem devleti temsil ediyorsun, hem de sende hiç iman,
vicdan yok mu?.

’320 trilyon’ dedi, ondan da caydı. ’450 trilyon, 10 yıl vade’ dedi. Ona da
‘peki’ dedik. Orada da imzasını inkar etti. Mallarımızı, evleri sattı. 480
trilyon aldı. Kendisi de kabul ediyor 480 trilyonu. 40 trilyon yerine 480 trilyon
almışlar benden.”

Toprak, yaptığı yazılı açıklamada da bugün İstinye’deki evinde, yatağında
doktor kontrolünde tedavi görürken, TMSF görevlilerinin, kendilerine haber
vermeden polislerle birlikte eve geldiklerini belirtti.

Evdeki tüm mobilyaların haczedilerek kamyona yüklendiğini, bu uygulamaya
anlam veremediğini bildiren Toprak, şunları kaydetti:

”Biz Toprak Grubu olarak, TMSF’ye şu ana kadar 480 milyon dolar ödeme
yaptık. Bu ödeme, Çukurova Grubundan sonra TMSF’ye yapılan en yüksek ödemedir. Bu
ödemeyi yaptığımızı TMSF Başkanı Ahmet Ertürk kendisi açıklamıştır. Bizim
borcumuz, 18 Aralık 2004 tarihli imzaladığımız protokolle TMSF tarafından 450
milyon dolar olarak belirlenmiştir. Peşin ödeme iskontosuyla borcumuzu çoktan
ödedik. TMSF’ye borçlarımızı ödedik, ödemediysek bile evimdeki 30 bin lira
değerindeki mobilyalarla Ertürk’ün iddia ettiği benim kalan borcum ödenemez.
Grubumuzun elinde yüzlerce taşınmaz ve 23 sanayi tesisi varken, Ahmet Ertürk’un
şahsıma duyduğu kin nedeniyle mobilyalarıma el koymasına anlam veremiyorum.
Ertürk’ün tüm hukuk dışı işlemleri ve hukuk dışı olarak taşınmazlarımı satışa
çıkarmasıyla ilgili olarak bağımsız yüce yargıya gideceğiz. Ertürk aleyhine
tazminat davası açacağız.”

Kaynak :( A.A)

“HANGİ DİLDEN ANLIYORLARSA O DİLDEN KONUŞACAK HALKIM”

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, yerel seçimin
yerel kalkınmaya, belediyeciliğe önem veren vizyoner siyaset ile sadece laf
üreten, demagoji yapan, polemik siyaseti arasında farkı bir kez daha ortaya
koyacağını söyledi.

Başbakan Erdoğan, AK Parti’nin Samsun Cumhuriyet Meydanı’nda düzenlenen
mitingde yaptığı konuşmada, ”Kusura bakmasınlar, bu çamurlar, bu iftiralar AK
Parti’nin üzerine yapışmaz. Zira, güneş balçıkla sıvanmaz. Bunu böyle bilsinler.
29 Mart’ta bunun hesabını onlardan sorun. 29 Mart’ta çamur siyasetini hesabını
bunlardan sorun. Demokratik tepkinizi ortaya koyun. Hem bunlara hem de bunların
yandaş medyasına gereken cevabı verin” dedi.

”Yerel seçimin, hizmet siyaseti ile çamur siyasetinin farkını bir kez daha
ortaya koyacağını” ifade eden Başbakan Erdoğan, ”Bu seçim gerilim ve kriz
siyaseti ile güven ve istikrar siyaseti arasındaki farkı bir kez daha ortaya
koyacak” diye konuştu.

Erdoğan konuşmasında, ”Bu millet AK Parti’yi kurdu ama kurarken bize bir
görev verdi. Dedi ki ‘tüyü bitmemiş yetimin hakkını yemeyecek ve
yedirmeyeceksiniz’. Bu millet bize dedi ki, ‘Türkiye’ye ayak bağı olmuş,
Türkiye’ye pranga olmuş bütün ağırlıklardan kurtulduk ve bizi kurtarıyorsunuz.’ O
nedenle 3 Kasımda 34,4; 28 Martta yüzde 42, 22 Temmuzda da yüzde 47 dedi… Ve
yüzde 47′nin dışında olanlara ‘size de biz hizmetkarız’ dedik. Fakat onlar dedi
ki’ hayır, yüzde 47, yüzde 53 var öbür tarafta dediler. Şimdi benim halkım
diyecek ki, ‘Yüzde 47′yi de beğenmediniz alın size…’ diyecek, diyecek. Hangi
dilden anlıyorlarsa o dilden konuşacak. Çünkü biz tüm kalbimizle halkımızın
içindeyiz. Tüm teşkilatımızla, milletvekillerimizle halkımızın içindeyiz. Biz
siyaseti gazete sayfalarından, televizyon ekranlarından, Babıali’den,
İkitelli’den yapmayız. Biz siyaseti, milletimizle birlikte milletin içinde
yaparız. Bizi arayan, Kocaeli’de, Kırşehir’de, Kastamonu’da, Sivas’ta, Sinop’ta,
Amasya’da bulur. Bizi arayan işte burada Samsun’da bulur” ifadelerini kullandı.

Kaynak :( A.A)

Takip Et

Get every new post delivered to your Inbox.