TÜKETİCİNİN GÜVENİ ARTTI

Tüketici Güven Endeksi, Ocak ayında, bir önceki
aya göre yüzde 2.37 artarak, 71.56 oldu.

     Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) ile Merkez Bankası tarafından her ay
ortaklaşa düzenlenen ve tüketicilerin harcama, davranış ve beklentilerinin
değerlendirildiği, “Tüketici Eğilim Anketi”nin 2009 Ocak ayı sonuçları açıklandı.

     Endeksin alt kalemleri ve değişim oranlarına bakıldığında ise mevcut dönemde
satın alma gücü endeksi, Aralık ayına göre azalarak 64.90′dan 62.72′ye inerken,
gelecek dönem satın alma gücü endeksi ise 68.14′ten 70.39′a yükseldi.

     Gelecek dönem genel ekonomik durum da 62.19′dan 63.87′ye, gelecek dönem iş
bulma olanakları endeksi de 63.42′den 64.92′ye, mevcut dönemin, dayanıklı tüketim
malı satın almak için uygunluğu endeksi ise 90.84′ten 95.89′a çıktı.

     Endeksin 100′den büyük olması tüketici güveninde iyimser durum, 100′den
küçük olması tüketici güveninde kötümser durum, 100 olması ise tüketici güveninde
ne iyimser ne de kötümser durum olduğunu gösteriyor.

     2008 Aralık ve 2009 Ocak ayları itibarıyla, Tüketici Güven Endeksi alt
kalemleri ile

     değişim oranları şöyle:

     /*

     . Bir önceki

     . Endeks aya göre

     . (Yüzde) değişim

     . oranları

     . (yüzde)

     ———- ———- ————

     . Aralık Ocak Aralık Ocak

     Endeks 69,90 71,56 1,48 2,37

     ———————————————-

     -Satın Alma Gücü 64,90 62,72 -0,92 -3,36

     (Mevcut Dönem)

     -Satın Alma Gücü 68,14 70,39 -0,53 3,30

     (Gelecek Dönem)

     -Genel ekonomik 62,19 63,87 -1,20 2,69

     durum

     (gelecek dönem)

     -İş Bulma Olanağı 63,42 64,92 -0,98 2,35

     (Gelecek Dönem)

     -Mevcut Dönem

     Dayanıklı Tüketim 90,84 95,89 8,92 5,56

     Malı Satın Alma

     Uygunluğu

     */

Kaynak :( A.A)

ÇELİK: AYAKLARIMIZI YERDEN KESMEDİK

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik,
görevleri boyunca böbürlenmediklerini belirterek, ”Biz aslımızı, neslimizi,
nereden geldiğimizi, hangi çilelerle bu memleketin meselelerine talip olduğumuzu
çok iyi biliyoruz” dedi

Bakan Çelik, partisinin Yıldırım ilçe teşkilatı tarafından düzenlenen
toplantıda yaptığı konuşmada, çok sıkıntılı bir süreçten geçildiğini
vurgulayarak, sadece Türkiye’nin değil, tüm dünyanın ”küresel ekonomik afet”
ile karşı karşıya olduğunu söyledi.

Krizin, küresel olduğunu, AK Parti iktidarından kaynaklanmadığını ifade eden
Çelik, şunları kaydetti:

”AK Partili olarak şunu bileceksiniz, gücü, projesi, planı olmayanlar
2001′lerde 2002′lerde kendi beceriksizliklerinden dolayı Türkiye’yi krizlere
sürükleyenler, Türkiye’nin bankalarını batıranlar, Türkiye’nin bankalarından
çuvalla para kaçırtanlar, bugün kalkıp bu küresel krizi istismar edebilirler.
Onun için sizin olaylara çok hakim olmanız gerekiyor.”

Türkiye’de artık gelişen olaylara ayak uyduramayan bir muhalefet anlayışının
olduğunu, bu anlayışın çağın gerisinde kaldığını Kapı Kule’nin ötesini
göremediğini savunan Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Çelik, yerel seçimler
öncesinde muhalefetin yeniden oy avcılığına çıktığını iddia etti. Çelik,
”Ayaklarımızı yerden kesmedik, zaten ayaklarını yerden kestiği an Başbakan onu
kesiyor, atıyor kenara koyuyor” dedi.

Kaynak :( A.A)

TÜRK-İŞ BAŞKANLAR KURULU BİLDİRİSİ

Türk-İş Başkanlar Kurulunun bugün yaptığı
toplantının ardından yayımlanan bildiride, ”krizin kolay atlatılması için
hükümete ve işverenlere öneriler” yer aldı.

Bildiride, dünyada yaşanan ekonomik krizin sosyal devletin yeniden ve daha
güçlü olarak uygulanmasıyla çözümlenebileceği belirtilerek, ”krizin bedelinin
çalışanlara ödettirilmesine yönelik uygulamaların kınandığı” kaydedildi.

”Hükümet’in, krize karşı çalışanları koruyacak yatırım ve istihdamı
artıracak uygulamalar yapmaya çağrıldığı” bildiride, yer alan diğer öneriler
şunlar:

-İstihdamın korunması ve geliştirilmesi temel yaklaşım olmalıdır. Kriz
gerekçesiyle işten çıkarmalar önlenmelidir.

-Halen çalışmakta olan işçilerin dışında ilave istihdam yaratan işletmelerin
sosyal güvenlik prim ödemeleri belli bir süre hazine tarafından üstlenilmelidir.

-Uluslararası Çalışma Teşkilatının standartlarında bir iş güvencesi işe
iadeyi sağlayacak biçimde yeniden ve öncelikle düzenlenmelidir.

-Kamu kurum ve kuruluşlarının personel ihtiyacı bekletilmeden giderilmeli,
emekli olanların yerine yeni personel istihdam edilmelidir.

-Ekonomik kriz döneminde iş yerlerinde fazla mesai uygulaması yapılmamalı,
yasal çalışma saatlerine uyulması sağlanmalı, çalışma saatleri düşürülerek
istihdam artırılması yoluna gidilmelidir.

-Esnek çalışma biçimleri kriz gerekçesiyle yaygınlaştırılmamalıdır.

-Kayıt dışı ekonominin kayıt altına alınmasına öncelik verilmeli, bunun bir
aracı olarak sendikal örgütlenmenin önündeki engeller kaldırılmalıdır.

-İşsizlik sigortası kapsamında olan işçilerin fondan yararlanma koşulları
değiştirilmelidir. Bu çerçevede işçinin fona ulaşması kolaylaştırılmalı, fondan
yararlanma süresi ve miktarı artırılmalıdır.

-Ekonomik kriz fırsatçılığı yapılarak çalışma mevzuatımızda ILO ve AB
normlarından uzaklaşılması gündeme getirilmemelidir.

-Kıdem tazminatı işçiler bakımından vazgeçilmez ve tartışılmaz bir haktır.
Tartışma konusu yapılmamalıdır.

-Ağırlıklı olarak dar ve sabit gelirli kesimlerin tükettiği zorunlu temel
ihtiyaç maddeleri üzerindeki dolaylı vergiler kaldırılmalıdır.

-İşsizlik sigortası kapsamında olmayan işçilerin zorunlu giderlerini
karşılamaya yönelik ‘dayanışma geliri’ uygulanmalı, ayrıca elektrik, su doğal
gaz, yakacak, kira gibi ödemeleri belirli bir süre zamana yayılmalı ya da kamu
bütçesinden sağlanmalıdır.

-Elektrik ve doğal gaza yapılan zamlar hem üreticiyi hem de tüketiciyi
olumsuz etkilemektedir. Doğal gaza yapılan zammın indirilmesi olumlu bir adım
olmuştur. Elektrik ve doğal gaz fiyatları halen olması gerekenin çok üstündedir.
İndirimler devam etmeli, zamlar geri alınmalıdır.

-2009 yılında kamu kesimi toplu iş sözleşmeleri, çalışanların satın alma
güçlerini geliştirmek ve böylece talebi artırarak ekonomiyi canlandırmak için
araç olarak görülmelidir.

-Sanayide üretimi ve özellikle ara malı üretimini teşvik edecek bir politika
geliştirilmelidir. Dışa bağımlılık nihai ürün içinde yerli katma değer oranını
artıracak teşvik politikaları geliştirilmelidir. Dışa bağımlılık ve ithalata
dayalı büyümenin yarattığı sorunlara karşı yeni bir politika olarak
benimsenmelidir.

-Türkiye’yi böylesi bir krizde zayıf kılan özelleştirme ve yabancılaştırma
uygulamalarına devam edilmemelidir.

Bildiride ayrıca, yarın Kadıköy Meydanı’nda DİSK ve KESK ile birlikte
yapılacak mitingin, ”krizin bedelinin çalışanlara ödettirilmesi politikalarına
karşı kitlesel ilk uyarı eylemi” olarak tanımlandığı, hükümetin ve işverenlerin
bu uyarının gereklerini yerine getirmemesi halinde yasalardan kaynaklanan
demokratik hakların kullanılmaya devam edileceği vurgulandı.

ATV-Sabah grubunda dün başlayan grev ile TÜMTİS’in Mersin Limanında verdiği
örgütlenme mücadelesinin desteklendiği kaydedilen bildiride, ”Çalışma ve Sosyal
Güvenlik Bakanlığınca, konfederasyon üyesi sendikalara karşı uygulanan olumsuz
tutumların derhal terk edilmesi” istendi.

Kaynak :( A.A)

G-7 TOPLANTISI NİHAİ DEKLARASYONLA SONA ERDİ

Dünyanın en büyük ekonomisine sahip yedi ülkenin
(G-7) maliye ve ekonomi bakanlarının ve de merkez bankası başkanlarının Roma’da
yaptıkları iki günlük toplantı, nihai deklarasyonun yayımlanmasıyla sona erdi.

Küresel ekonomik kriz için reçete arama amacıyla düzenlenen toplantı
sonunda, krizle mücadelede korumacılıktan kaçınılması çağrısında bulunularak,
piyasalarda istikrarın yeniden tesis edilmesi ise G-7 ülkeleri açısından “en
öncelikli mesele” olarak nitelendi.

Deklarasyonda, piyasaların ve ekonominin istikrarı açısından para birimleri
ve hisse senetlerinde aşırı oynaklığın önlenmesi gerektiği görüşüne yer verildi.

Yayımlanan nihai deklarasyonda, “büyüme için küresel yatırımlara ve ticarete
açık bir sistem”in şart olduğuna işaret edilerek, “G-7 ülkeleri, ekonominin
gidişatını olumsuz etkileyecek korumacı önlemlere mani olmayı kararlaştırmıştır”
ibaresine yer verildi.

G-7 ülkeleri, dünya genelindeki ekonomik durgunluğun 2009′un büyük bölümünde
de süreceğine işaret ettikleri deklarasyonda, “vahim” diye niteledikleri söz
konusu durgunlukla mücadelede kararlı olduklarını da kaydettiler.

Deklarasyona göre, G-7 ülkelerinin, büyüme ve istihdamı desteklemek için her
türlü imkanı seferber etmeleri konusunda da mutabakat sağlandı.

Deklarasyonda, küresel ekonomik krizle mücadelede Uluslararası Para
Fonu’ndan (IMF) beklenen rol ise “Reforma tabi tutulmuş, ek kaynaklarla
güçlendirilmiş bir IMF’nin, mevcut krize etkin ve esnek çözümler üretmesi
gerektiği konusunda görüş birliğine varılmıştır” cümlesiyle vurgulandı.

Maliye bakanları, küresel ekonomik krizle mücadelede herkes tarafından
paylaşılacak ortak ilkelerin saptanması konusunda da görüş birliğine vardılar.
Nihai deklarasyonda, bu ortak ilkelerin belirlenmesi amacıyla dört ay içerisinde
bir rapor hazırlanmasının kararlaştırıldığı belirtildi.

Kaynak :( A.A)

BAYKAL: EN BÜYÜK YOLSUZLUKLAR BU İKTİDAR DÖNEMİNDE YAPILDI

CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, “Cumhuriyet
tarihinin en büyük yolsuzluklarının yapıldığı dönem, bu iktidar dönemidir” dedi.

Deniz Baykal, Kadir Has Kongre Merkezi’nde partisince düzenlenen belediye
başkan adayları tanıtım toplantısında konuşmasına, vatandaşlara “Halinizden
memnun musunuz? Keyfiniz yerinde mi? Geçinebiliyor musunuz? Aldığınız sattığınız
birbirini karşılıyor mu? Ne oldu size böyle? Size ne çarptı böyle?” diye sorarak
başladı.

Bugün yaşanan sıkıntıların arkasında uzun süredir uygulanan yanlış
politikaların bulunduğunu savunan Deniz Baykal, artık tüm olumsuzlukların
saklanamaz ve örtbas edilemez hale geldiğini, gerçeklerin kendini gösterdiğini,
Türkiye’nin her yerinde fabrikaların kapandığını, insanların boynunun büküldüğünü
öne sürdü.

Tüm sıkıntıların arkasında “göz boyamaya, reklama, makyaja yönelik
politikalar” bulunduğunu kaydeden Baykal, şunları söyledi:

“Ekonomi kalkınıyor dediler ama borçlar ödenmedi. Devletin borcu 220 milyar
dolardı 500 milyar dolara çıktı. 70 yıllık cumhuriyetin ekonomi abidelerini
sattılar. Etibank, Sümerbank, Tüpraş nereye gitti? Yerli yabancı, ucuz pahalı
demeden, eş dost ayırmadan sattılar. Atatürk’ün, İsmet İnönü’nün, Celal Bayar’ın,
Adnan Menderes’in, Süleyman Demirel’in eserlerini sattılar.”

Milletin çektiği sıkıntıya iktidarda olanların yakınları ve ailelerinin
ortak olmadığını ileri süren Baykal, şöyle konuştu:

“Cumhuriyet tarihinin en büyük yolsuzluklarının yapıldığı dönem, bu iktidar
dönemidir. Bunlarla ilgili kitap çıkarmak lazım. Deniz Feneri diye bir olay var.
Millet evini satıp kredi kartı borcunu ödemeye mecbur bırakılırken milletin
fitresini, zekatını almışlar, kendi reklamlarını yaptırmak için televizyon
kurmuşlar. Bunu da din, iman adına yapmışlar. Ağızlarından bal akıyor. Bunlar
olurken iktidarın haberi olmamış mı? Bunu yapan adamları Başbakan tanımıyor
muymuş? Zaten bunu yapanlar Başbakan’a, siyasete destek olmak için yapıyor.”

Bakanlar Kurulu kararıyla Deniz Feneri Derneği’ne “kamu yararına çalışır”
statüsü kazandırıldığını, daha sonra da vergi imtiyazı getirildiğini bildiren
Baykal, “Bu vatan, millet için cephede mücadele edip canını verenlerin
yakınlarına yardım için kurulan Mehmetçik Vakfı’na verilmeyen imtiyaz bunlara
veriliyor. Bunlar tesadüf mü? Türkiye’de ekonomik sıkıntı, bunlarda yolsuzluk
var” diye konuştu.

Kaynak :( A.A)

Takip Et

Get every new post delivered to your Inbox.